15 Mayıs 2015 Cuma

Karmakarışık

Birini özlediğim zaman duygusal olurum. Ama özlediğim kişi beklediğim tepkiyi vermezse işte o zaman üzülürüm. Özlemek üzmez aslında beni, alışkınım mesafelere... Sadece bazen, çok duygusal romantik karışık bir insan oluyorum ve aynı şeyi karşımdakinden de bekliyorum. Yani aslında sorun yine bende! 
Kimseden bir şey beklememek lazım diye her seferinde söylüyorum kendime ama dinletemiyorum. Evet mesela bence de çok saçma, karşındaki beklediğin gibi tepki vermedi diye insan üzülür mü hiç? Üzülüyor işte... Kırılıyor bazen... Zaten bu hissiyatımı da körelttiğimde herhalde tam anlamıyla olmuş olacağım. Kime göre neye göre? 
Giderek duygusuzlaşmak ve umursamaz olmak iyi bir şey mi gerçekten de? Bilmiyorum. 
Yine aklıma geldi bak, neden bir senedir ağlayamıyorum ben? Ağlamak güçlü olmaktır, derdim eskiden. Ne yani zayıf mıyım şimdi? Bilmiyorum! 
Kendimi, hiç hissetmediğim kadar yalnız hissediyorum aslında bir süredir ve bu durumu hiç mi hiç umursamıyorum. Umursamaya çalışıp da umursayamıyorum. Böyle, düşünüyorum falan... Sonra bir anda dağılıyor aklım, duygularım. Belki de büyümek dedikleri şey böyle bir şey. Nereden bileyim, daha önce hiç büyümedim ki!
Bak yine duygusal oldum iyi mi! Böyle zamanlarda hayata küsesim geliyor. Böyle her şeyi kapatıp, köşeme çekilmek istiyorum. Kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemiyorum.
Müzik... Müzik iyi ki var hayatlarımızda...
Ve bir insana “iyi ki varsın” diyebilmek değerli bir hediye...

1 yorum:

  1. Nerden esti biliyorum. Hikaye üzerine biraz düşünmem gerekti bugün. Hikaye anlatmak gerek dediler. Herkesin bir hikayesi vardır dediler. Düşündüm benimkini.

    Ne zaman adım geçmeye başlamıştı o hikayede. Hikaye de benimle birlikte mi doğmuştu, yoksa bir romanın başında ismi geçen yan rollerden biri miydim?

    Sonradan mı başlayacaktı benim aksiyonlarım, yoksa, en başından sonuna kadar bir cinayeti planlayıp bunu mu aktaracaktım dinleyicilere, okuyanlara, izleyenlere?

    Ama uzun bir aradan sonra, ilk defa bir iki gündür yalnız hissediyorum ben de. Hikayenin hangi kısmı bu acaba? Derken, kıskançlıkla ilgili bir ted konuşması çıkıyor karşıma, hayatımı değiştirmiyor tabii hiç bir olayın hayatımı değiştirmediği gibi... (buna da biterim haa hep o günü beklemişimdir.)

    Sonra.. Sonra bi şey olmuyor, ayılıyorum.. Sarsıyor kısa süreliğine kurgunun bu denli etkisi beni.. (bkz:https://www.ted.com/talks/parul_sehgal_an_ode_to_envy?language=tr)

    Neyse kendi hikayem diyordum, farkında olmadan sürekli sorduğum soru, nereden geldim nereye gidiyorum bu dünyada. İnsanlık ne, ne demek, hangi insanlık ya da.. Özellikle Türkiyede isen.

    Öyle kısaca, karşıdan bekler insan hep bence. En çok bekleyenler de karşıdan bir şey beklemek istemeyenle aslında. Kendisiyle yetinmesi insanın, doğaya bir karşı çıkıştır bence..

    olayımız bu zaten, karşıdan beklemeyen canlılar olaydık birbirimizi öldürürdük farklı amaçlar için. illa ki beklicez..Her beklediğimiz de olaydı hayat bayram olmazdı, senin beklemediğini bekleyenlere olurdu olan...

    diyerek ne kadar ayık olduğumu ıspatlıyorum. Burdan selam olsun ispanyaya, en azından Madrid beklentilerimi karşıladı...

    Teşekkürler amigo!

    YanıtlaSil