Yıllar öncesinden gelen, içinde koskoca bir okulu, koskoca bir devri taşıdığım… Anılarım, acılarım, arkadaşlarım, kardeşlerim… Şu an nerede olduklarını bilmediğim bir dolu insan… Özledim desem eğreti duracak bir sürü insan… Uzun zamandır göz ardı ettiğim AFL’ye geri döndüm bugün. Alay konusu ‘mor’unu bile özledim.
Sıkıldığımız derslerdeki yazışmalarımız, defterimin arasına bırakılmış küçük notlar, doğum günü hediyelerimin paketleri, 24 numaralı odanın kırılan kolu, mumlar, pasta süsleri… İLK’imin kurutulmuş çiçekleri, notları, hediyeleri, öğrenci kimliği, bir veda olmayan veda yazısı… İçimde bir yerleri titretti yine. O kadar derin hissettim ki gözümden yaş bile gelemedi!
Etüt-yurt arasındaki o kısa döşeme yol… Hayatımın en eğlenceli, en hızlı, en hayatı sorgulayan kısmı… Vay be, dedim az önce.
Ders aralarında oynanan voleybol, öğle yemeklerine koşuşlarımız, hafta sonu yurtta kalanların can yoldaşı ‘basketbol sahası’, sevgililerin ağacı… Elimde tırmık, tepemizde güneş, 2003 Mayıs’ında bahçedeki taşları toplayışımız ve diktiğimiz çiçekler… Hayatımın gerçekten en uzun, en hızlı, en can yakan, en âşık olunası yılları…
AFL koridorlarında koşturdum az önce yine, bağıra bağıra şarkı söyledim Hzr-9-10-11 B’nin önünde…
Başlangıçlarımın yeri ‘balkonum’, kuytu köşem sırdaşım ‘çamaşır odası’… Duruyorlar mı acaba hâlâ öyle.
Televizyon odası…
Yorgunluktan farkına bile varmadan, kendi odam diye girdiğim erkekler katı…
Sabahları gömleğimi ilikleye ilikleye indiğim merdivenler…
Ve kokusu hiç dinmeyen yemekhane…
İKİNCİ EVİM! Her şeyini özledim, ben yine bu gece...


