Ben de değişir
miyim derdim hep… Mümkünmüş! Lisedeyken demiştim, beni bencil bir insan
yapamayacaksınız diye. Sanki hayatı biliyormuş gibi... İnsanların bencilliğini…
Gerçi eksik kalıyor böyle deyince; insanların bu kadar bencil bu kadar kötü
olabileceklerini biliyormuşum gibi... Hoş bilsem, sonuçta izin vermem ya bana
kötülük yapmalarına, neyse…
Sürekli bir
değişim içindeyiz evet. Özellikle de tanıdığın bildiğin ortamdan, insanlardan
uzakta olunca sürekli bir değişim içinde olman kaçınılmaz. Ama iki gün önce resmen
dünyam aydınlandı! Her şey değişti. İnandığım inanmadığım, mantıklı ya da mantıksız
bulduğum, sevdiğim ve sevmediğim… Her şey şekil değiştirdi. Her zaman olgun, güçlü,
ne bileyim yaşıtlarıma nazaran dünyanın daha da bir farkında olduğumu düşünmüşümdür.
Ben hiçbir şey bilmiyormuşum meğer. Hani öyle üzgün ya da kızgın falan da
değilim. Tam tersine bana bunu gösteren kişiye defalarca teşekkür ettim, hala
daha ediyorum. Kırgınlık, hayal kırıklığı ayrı bir şey ama üzülmememin sebebi sanırım
büyümüş olmam. Ben meğer küçücük bir kızmışım daha. Sebep falan hiç önemli değil
bir yerden sonra. Fark etmiyor gerçekten de ne yaşadığın. Aldığın ders önemli.
Ve bencillik değil ama kendi benliğini birazcık –popüler tabirle bir tık- önde
tutmak gerekiyormuş. Hala daha diyorum beni bencil bir insan yapamayacaksınız!
İki gün
önce hayatımdaki tüm özelimi, tüm saklı kalmış hislerimi, tüm sınırlarımı
kaybettim sanki. İçimdeki çocuk hala yerinde duruyor ama sanki dersini çok iyi
almış gibi. Yüzümdeki tebessüme engel olamıyorum. Sürekli gülümsemek kötü bir
şey olmasa gerek? Öyle bir sınır varmış ki insanın içinde, kolay kolay ulaşılabilecek
gibi değil. Ve o sınırı geçince böyle kendini bulutların üzerinden dünyayı
izliyormuş gibi hissediyormuşsun. Böyle hafif, umursamaz, sürekli pozitif ve
ben merkezci...
Ağlarken
gülmek delilik midir? Böyle içindeki tüm isyanı kusarcasına ağlarken kahkaha
atmak… Bilmiyorum! Ama hani delirmek de öyle kolay bir şey değilmiş :)
“abi kafayı
yicem ya!”
Hah işte! O
öyle kolay olmuyormuş.
İyi mi oldu
kötü mü oldu bilmiyorum ama dünya bir farklı dönüyor iki gündür. İnsanlara
güvenini kaybetmek kötü bir şey. Ve, zaten aşka inanmazdım ya, olsun yine de
öyle büyük sevgilere olan inancını da... Hiçbir şey ya da hiç kimse vazgeçilmez
değil. Tek gerçek şu ki; benim sizi sevdiğim kadarsınız! Ben duygusal bir
insanım ve bunu hiçbir şey değiştiremez (Şiir yazan insan duygusuz bir insan nasıl
olur ki!). Ama insanlara güvenini kaybetmek ayrı mevzu. Hani hep kendime
dediğim şey “öyle mal gibi inanmayacaksın kimseye”. İşte bu dediğimi uygulamaya
koydum sonunda diyelim. Gereksiz kişi ve şeylerle zaman kaybetmemek lazımmış.
Kimseye acımamak lazımmış. Dur bak olmadı, şöyle yazacaktım. KİMSEYE ACIMAMAK
LAZIMMIŞ! Ve evet gerçekten de –bak şu an bunu derken gülüyorum mesela- “o bunu
yapmaz” dediğin kişi tam olarak o düşündüğün şeyi ve hatta daha fazlasını
yaparmış. Ah! Ne kadar da safım…
Her neyse…
Merhaba Dünya Kardeş, ben geldim! :)