27 Kasım 2011 Pazar

24 Kasım 2011 Perşembe

Bitmez ki bu...


Sen her geçen gün biraz daha uzaklaşırken,
nasıl durabilirim ki yerimde?
Artık rüyamda seni görmüyorum,
Seni hatırlatan şeylerden kaçıyorum.

Gitmek üzerine o kadar şey yazdım ki,
Anlamını yitirdi artık yazdıklarım
                                          ama o acı var ya o acı,
                                                                       geçmiyor işte...
Sonbahar hiç bu kadar kalleş olmamıştı.
İsyankarlığımı yıkadı geçti yağmur,
Gücümü savuruyor rüzgar,
Beynimde depremler...
Ayaklarımın altından geleceğim kayıyor sanki
de...
Bir sana dokunamıyor hiçbir doğa olayı!
                                     İçimden bir seni alamıyorlar.
                                             Ben bir seni yenemiyorum
                                                                 Bir sen...

Kendini içkiye bile veremezsin.
Geçti sanırsın, unuttum sanırsın 
ama susmaz o içindeki çığlık. 
Sonra kendini boş boş camdan bakarken bulursun,
                                                   saat 4'e gelirken.
Sokak lambasının dibindeki poşete dikilir gözlerin
Şimdi bir patlasa dersin,
hikayeler yazarsın...
Sonra senin bile anlam veremediğin bir şekilde
bomba beyninde  patlar ve
                                     son geceniz gelir aklına yine...
Yan odadan nefesini bile duyarken yanına gidememenin acısını hissedersin,
                                                                                        bir kere daha ve
                                                                                                   son olmadığını bilerek.
Son sarılışını düşünürsün,
boğazındaki düğümü yutuşunu,
ağlamayışını...
Elini son uzatışını,
                            tutmayışını...
İçin bir hoş olur ve sen gururundan 
                                                   pişmanlık 
                                                           diyemezsin!
Mesafelere bakarsın haritalardan,
bir işe yarayacakmış gibi.
Sadece yakınmış gibi geldiğinden belki...
Biletleri düşünürsün sonra,
Gidebilirmişsin gibi
Gelecekmiş gibi...

Basıp giderdim bu olgunluğum olmasa.
Çürümeye başlasam da...
Bitmez ki bu!

3 Kasım 2011 Perşembe

Etki Tepki

Hep böyle oturup karşılıklı şiir, kitap okuyabileceğim biri olsun istedim hayatımda. Olsaydı öyle biri, belki de bu kadar zor olmayacaktı her şey. O kişinin varlığına inanmamaktan mı bilmem, aslında aramadım bile. Ama insan ya bu, içten içe istiyor işte!
Bazen durup düşünüyorum geleceğimi, "nereye kadar zorlayabilirim acaba kendimi" diye... Sonu var mı bunun ya da bir yerde tatmin oluyor mu insan. Yanlış anlama beni, bahsettiğim şey para değil. Bahsettiğim şeyin ne olduğunu ben de bilmiyorum, içimde o  beni ateşleyen şey işte... Ne diyordum, tatmin olmak... O an geldiğinde ben nerede olacağım acaba ve kiminle? Bu çok önemli değilmiş gibi görmezden geliyorum hep ama asıl önemli olan bu değil mi? Yani o dedikleri; huzur, mutluluk falan filan...
Sen hayattaki korkularını nasıl halledersin?
Evet, benim de var elbet hayata karşı korkularım... Hep söylenen "çocukluğuna inelim" komedisinin halk dilinde söylenişi bu. Hayata karşı, belki düzene karşı, korkum var. Büyüdüğümde ne ve nerede olacağım dedim ya, o önemli değil aslında ben nerede olmak istemediğimi biliyorum ve ne olmak. Alınan her kararın ardında aslında içten içe bir şeylere gösterilen tepki yatıyormuş. İnsan boşuna büyümüyor sonuçta.
Bu aralar kafama çok takıyorum Bukowski'yi! Etki ve Tepki...
"En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar."