25 Eylül 2010 Cumartesi

Yok böyle bir sevmek…

Anne canımı acıtıyorlar anne! Tut elimi ne olur konuşamıyorum anlatamıyorum kimseye.

Çok mu büyüdüm anne, kimsenin elini tutamaz mıyım karşıdan karşıya geçerken.
 Ağlayamaz mıyım bağıra çağıra. Derdimi anlatamaz mıyım kimseye?
Güvenemez miyim sığınamaz mıyım?
Sevemez miyim koşulsuz, özleyemez miyim?
Bir oyuncak gibi delicesine sahip olmak isteyemez miyim, sokak ortasında yere yatıp tozu dumana katıp?
Öyle seviyorum anne, yerlerde sürünüp ağlayıp bağırıp sonunda almak istiyorum.
Ama o çocuğun saflığıyla seviyorum anne, kırmam kolunu hiçbir şey yapmam oyuncağıma, sahip çıkarım gece sarılıp yatarım.
Susmak zorunda mıyım anne anlatamaz mıyım hiçbirine?
Gel diyemez miyim? Kal…
Sensiz olmuyor desem çok mu güçsüz sanırlar?
Neden herkes kanadımı kırmak istiyor annem, uçamaz mıyım?
Yuttum bütün sözlerimi tamam da izin ver bari kusayım, pislik olsun tüm sevgim çıkarayım içimden.
Tuvalete gidip parmağımı boğazıma sokup… İğrenç olsun her şey, bir kereliğine kusayım bitsin!
Dayanamıyorum vallahi dayanamıyorum anne, bak 22 yaşım da bitti diyorum ya, bitti tüketti tüm inancım tüm sevgim tüm güvenim.
İzin ver içimdeki ses, susturayım artık seni, sevme Allah’ın cezası sevme ‘o’nu artık!
Attı seni yok oldun, hiç oldun, hiç yaşanmamış oldun.
Anla artık yok öyle senin gibi seven, kandırma kendini, hâlâ var mı sanırsın koşulsuz ilişkiler?
Var ama… Var dimi anne, ‘o’ beni öyle sevdi dimi, hâlâ seviyor dimi?
İçimdeki sese güven miyim mi? Ona da mı güven miyim?
Yanımda olsa sarılırım deli gibi ama neden yok anne neden? Neden gitti?
Ben istemedim ki, hiç istemedim gerçekten sevdim, değer verdim.
Kırmak istemedim hiç, hep yanımda olsun istedim.
Çok mu şey istedim?
Oysa sadece sevse yetecekti…
Ama sevdi, ‘o’ da sevdi dimi anne.
Ben hayal görmedim, geldi dimi yanıma, öptü dimi cidden, gözümün içine baktı dimi, hiç gitme dedi dimi?
Peki neden kendi gitti anne?
Bulamıyorum, dayanamıyorum, özlüyorum. Lanet olsun öyle özlüyorum ki…
Şehvet sadece cinsellik sanırdım anne değilmiş, yanımda olsun istiyorum, öyle ki yok böyle bir şehvet!
Ağlayamıyorum anne ağlayamıyorum, boğazıma kadar geliyor düğüm oluyor.
Nefesim yetmiyor, gücüm yok gel demeye bile.
Oysa içimdeki istek dünyayı devirir ama çıkmıyor lanet olsun, bir daha gelmez korkusu yok mu yiyip bitiriyor adamı.
Yoruldum anne!
Susmaktan yorulur mu insan, durmaktan?
Diyorum ya o sağır edici sessizlik yok mu!
Bitmez sandığın tüm saniyeler insanın canını yakar mı böyle?
Görmezden gele gele görmez olur muyum sevgimi?
Gün gelir taşa döner miyim ben de?
Geceleri gündüzüne karışır mı insanın, feleği mi şaşar insan çok sevince…
İnanmıyorum artık büyüyorsun diyenlere anne, küçüldüm ufacık oldum; öyle istiyorum çünkü, çocuk saflığımla istiyorum ‘o’nu.
Ah anne ‘o’nu alır mısın bana?
Yok ki ama değerine verebileceğim bir şey…
Kendimi versem, yerine kendimi versem anne olmaz mı, kendi benliğimi versem kabul etmez mi?
Sustum anne, işte yine sustum…
Rüyalarımda sarılmaktan yoruldum, ismini anamamaktan yoruldum, ‘o’nsuzluktan yoruldum.
O da özledi mi diye düşünmekten yoruldum…
Ah anne, yok böyle bir şey!
Neden öğretmedin bana sevmeyi?
Bak kendim öğrendim de ne oldu!
Cinnet geçirir gibi sever mi insan hiç…

21 Eylül 2010 Salı

it gibi...

29.01.30.04.07.05.13.08
...
insanlar kendi dünyalarından,
kendileri sorumlulardır, dedin ya.
peki ya bir gün it gibi seversen?
...

16 Eylül 2010 Perşembe

mantığınla duygularını yönetebildiğin sürece...

Duygu duygu diyorlar,
Ah, ne aciz görünüyorlar!
Birbirine karışmış nefesler ve nefsler.
Birbirlerini tüketirler.

Oysa mantık öyle mi?
Ne büyük bir kelime…
Arkasına saklanalım,
Edepli olalım!

Peki ya şimdi,
Hangisinden vazgeçelim!

Duygu ve mantık…
Al ikisini de koy yerine.
Edepsizliğe duygu,
Güçsüzlüğe mantık, demekten kurtul önce!

Tek mesele nefsini eğitebilmekte.
Mantığınla duygularını yönetebildiğin sürece,
Nefs edeplidir bence!

6 Eylül 2010 Pazartesi

Veda Busesi mi?

Canım acırken gelmiş olman mı farklı kıldı seni yoksa senelerdir yanımda olman mı bilmiyorum. Farklıydı seni sevişim diğerlerinden. Sen de farklıydın. Hep bir sınırın vardı ve hep sınırımı zorladın. Olsun, güzeldi seni sevmenin tadı. Seni özlemenin de fena değil hani… Farklıydın işte, bulamadım neydi. Sonra bir gün… Olmadı, yapamadın. Onlar gibi sen de, öptün ve gittin. Bir anda oldu her şey, giyinmeye bile vakit bulamadım. Elbet üzüldüm. Ağladım da yalan değil. Düşünüyorum, gidişin de farklı olmalıydı. Belki o zaman bu kadar canımı acıtmazdı. Ama yok, onlar gibi sen de… Öptün ve gittin!