Sevgiyi ya da güveni hissetmek bazıları için kolay bazıları için çok zordur. Alışmak, değişmek, yenilemek, silmek... Ama en kötüsü hissettiğini sandığın duygunun bir gün bir yerlerde yanlış olduğunu sanmandır, bence.
Bana lisedeyken bazı duyguları hiç sorgulamamam gerektiği öğretildi ve çoğu şeyin üzerine düşünmemem gerektiği de! Sorunu, dönüp dolaşıp kendime yüklemek o günlerden kalan bir alışkanlık bende. Eksik kalmanın ya da unutulmanın, yalnız kalmaktan daha zor olduğunu o zaman öğrendim, acılarımın üzerine gidip bir daha aynı şey olursa körelmiş olmayı, çoğu zaman birşeyleri mantığa bağlamayı da. Her zaman gerçekleri söylememin yanında, insanlara istedikleri duyguyu hissettirmek için uğraştığım ve bunu başardığım çok zaman oldu. Hüzünlerimi çoğu zaman kendime saklamam gerekiyormuş gibi hissettiğim çok zamanım oldu. İşte ben o zamanlarda öğrendim kişisel ilişkilerde çok fazla ısrar etmemeyi ve çok fazla reddetmemeyi. Bir telefonuma cevap alamazsam ikinciyi arayamadığım çok zamanım oldu sırf bu sebeplerden... Meşgulum arayacağım diyen ve aramayan çok arkadaşım... Bunlara takılmamayı lisedeyken öğrendim ben. Ve yine duygularımı istemeden paylaştığım çok zamanım, çok arkadaşım oldu. Bazı şeyleri yalnızca özel kişilere anlattım, bazılarını ise herkese; sadece benden çıkıp gitsinler diye. Unutmaya çalıştığım çok şey oldu. Silememenin aksine, dinlemeyeyim diye bile bile sildiğim iki isim oldu listemde; Feridun Düzağaç ve Düş Sokağı Sakinleri... Olur da hata kaza açar dinlerim, bana yanlış şeyler hatırlatır diye... Çözümlerimi kendim bulmam gerektiğini öğrendim ben, o unutulmayan o güzel anılarla dolu lisede. Böyle söyleyince kızgın olduğumu düşünürler diye düşündüğüm çok zaman oldu. Kızgın olmadığımı anlattığım çok zaman oldu. Kimsenin bana olan sevgisini, ihtiyacını, gerekliliğini sorgulamamaya başlamak zor ve tehlikeli. Ama ben insanlara inanmaya bıraktım kendimi; seviyorum diyorsa seviyor, kızıyorum diyorsa kızıyor, özlüyorum diyorsa özlüyor. Duygusal olarak beni kandırdığını sanan çok insan oldu, nedense hepsi dönüp dolaşıp kendi pişman oldu. Dikkat ettiğim tek bir şey oldu, hiçbir zaman hissetmediğim bir şeyi hissediyormuş gibi yapmadım ve yapanlara da kafamı takmadım. Sıcağı sıcağına üzüntülerin haricinde onları heybeme katmadım.
Pişmanlık ve keşkelerim yok. Çok hata yaptım, bana da çok hata yapıldı. Yeri gelince özürümü de diledim.
Sizlere duygularımı anlatmamak isteyerek seçtiğim bir yol değil, zaten bu bir tercih olarak çıkmadı karşıma. İnsanları kıskanmamam gerektiğini de o zaman anladım ve sırf bu yüzden hayatıma giren birçok insanı kıskanamadım, hiç kimseyi bana ait diye düşünemedim; bir gün gidebileceklerine hep ihtimal verdim. Ve bunun ergenlik dönemi korkularımdan olduğunu daha sonraları anladım.
Ve sırf bunlardan dolayı BAZI kişileri “orda bir köy var uzakta” edasıyla sevdiğim gerçektir, peşinden koşmadığım da...