5 Şubat 2011 Cumartesi
Saçmalamakta olan kalbim ile yarışan beynim...
Yatacağım birazdan uykum olmamasına rağmen, "yarın erken kalkacaksın" diye saat 23.00’dan beri tekrarlıyor içimdeki ses, duymazdan geliyorum. Sonra içimden ağlamak geliyor, unutmuşum sanırım, geldiği gibi gidiyor, giderken uykumu da götürüyor yanında... Gözlerim yanmaya başlıyor, başım ağrımaya başlıyor. Yok, uyku hala ortalarda yok... Sonra "yarın erken kalkacaksın" diyor içimden bir ses... vs…
Biliyorum bunun adı özlemek…
Bir şey soracağım, kafama takıldı. Siz hiç, birinin gülüşünü özlediniz mi? Başka bir şeyini değil ama yalnızca gülüşünü… Yanınızda olmayan birinin sadece varlığını bilip mutlu oldunuz mu? Oldunuzsa, peki, bu saçma değil mi? “Herkes yerinde sağ olsun” demek sizleri tatmin ediyor mu yani? Ne yalan söyleyeyim, beni etmiyor. Mesela, ben o’nun benden uzakta bir yerlerde eğlenmesine dayanamıyorum. Benden uzakta, benim görmediğim ortamlarda, başka birilerine gülmesini de istemiyorum. Ama mutlu olmasını da istiyorum. Bu hastalıklı bir düşünce mi? Bence öyle!
Kıskançlığı kim buldu?
Ya da insanlar ne zamandan beri birbirlerini kıskanıyor? Mesela, kıskançlık yüzünden ilk cinayet nasıl işlendi? Bu konu hukuk kitaplarındaki yerini nasıl aldı? Düşünüyorum da, acaba sokmasaydık hukuk kitaplarına bunları, kıskançlık bu kadar ilerler miydi? Ya da kıskançlığın ne kadarı suç değil? Hayır, yani, illa birine fiziksel bir zarar verince mi suç oluyor! Benim psikolojim bozuluyor mesela, bu konu da işleniyor mu hukuk kitaplarında? Anlamıyorum işte, bence kıskanmak da hastalıklı bir düşünce!
Bir de utanma duygusunu ilk kim yaşadı? Bu sizce de, çok utanç verici değil mi, ilk utanan insan…
Mesela, kısa ya da açık giyindiği için ilk utanan kim ya da mahalle baskısını ilk uygulayan mahalle hangisi? Diyorlar ki araştırmacılar, giyinmemizin ilk olarak sebebi, göçebe yaşam… Daha soğuk yerlere göç edebilmek için falan filan… E insanın aklına geliyor, avcı ve keşifçi olan erkek ise, haliyle erkek daha çok geziyor demektir. Sonuç olarak o zaman kadından daha önce mi giyinmeye başladı erkekler? Önceden erkekler kadınlardan daha mı giyinikti acaba? Her şey tamam da, giyinmekle utanç ne zaman birbiri ile ilişkilendirildi; ne zaman insanlar giyinmeyince utanır hale geldiler? İlk kısa etek ne zaman giyildi mesela? Kısa olduğuna kim karar verdi, ilk frikik ne zaman verildi? Bunlar önemsiz ve saçma sorular mı? Evet öyle… Takıldı bir kere aklıma…
Kafama takılan son konu, sevmek…
Duyguların en hastalıklısı! Bunu ilk kim yaptı demeyeceğim çünkü her sevgi tektir bence. Her sevgi en büyük olandır, en koruyucudur, en savaşçıdır, en yapılamaz olanı yapılabilir kılandır. Sevmek asil bir duygudur be! Sevmek, Uğruna namaz kılmaktır. Sevmek, uğruna içmektir. Sevmek, saçmalamaktır. Sevmek, haklı olduğunu bile bile onu haklı çıkarmaya çalışmak, içten içe ona hak vermektir. Sevmek, sokaklarda tek başına gezerken yüzündeki gülümseme, yok yere çıkardığın kavgalardır. Sevmek kimi zaman huzurun kucağı kimi zaman kavganın sıcağıdır. Ama benim için sevmek bu gece ‘UYKUSUZLUK’tur arkadaş!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)