25 Aralık 2010 Cumartesi

Çaaat… Çattt..laaak ssesssleeeerr…

Çatlak sesler… Çatlak sesler geliyor. Ruhumu kemiriyor, kulaklarımı tırmalıyor, beynimi çatlatıyor!
Çatlak sesler…
Bilmiyorsun arkadaş, bilmiyorsun… Yoksun nicedir yakınımda. Kapattım kendimi, görmüyorsun. Belki de görmezden geliyorsun, kim bilir! Ama fark etmez, canım sıkkın ve sen bilmiyorsun; işte ben bunu biliyorum. Bildiğimi sadece kendime söyleyebilirim –ki onu da yapmıyorum- çünkü yalnızım. Kaç gündür evden de çıkmadım ama sen bunu bilmiyorsun. Lanet olsun bunu da bilmiyorsun!
Çıt…
Kimseyle konuşmuyorum nicedir, kendim dahil. Kendi sesim zaten çatırdayıp duran beynimdeki.
Çat…
O kadar çok spor yapıyorum ki aklın durur! Bir salona bir kendi odama… Ah bir de koridordaki ayna olmasa, canlı bir surat olmayacak hayatımda. Ama ona da bakmıyorum adam akıllı, nedeni yok.
Şist…
Ne zor bir seneymişsin be 2010, bitmek bilmedin ha! Gelen gideni aratır, giden kalanı aramaz, kalan gelenle mutlu olamaz, gelen de mutlu olamaz, gider; sonra gelen gideni… Bu hep böyle midir yani? Ben eksik öğrenmişim bir şeyleri anlıyorum ya da çok hızlı öğrendim şu an olmamam gereken bir yerdeyim ve sindiremiyorum. Her neyse işte…
Çıt… Çat… Çatlak sesler… Çatlak sesler geliyor… Kalbimden…