17 Ağustos 2011 Çarşamba

Yalancılar kadar bencilleri de kıskanıyorum…


Yalancılar kadar bencilleri de kıskanıyorum…
Eveeeet! Bugünlerde insanları sevmek için daha fazla zaman harcıyorum.
Ya da harcamıyorum, bugünlerde insanları pek sevmiyorum o kadar.
Kendim dâhil…
Bencilliğini, saflık ve çekingenlik maskesi altına saklayanlardan sıkıldım. En az bencillerden sıkıldığım kadar…
Ama dün, bencilleri daha çok sevdiğime karar verdim. Bir insan kendini önemsiyor diye, onu neden sevmiyorum ki?
Belki de benim ki kıskançlıktan, bilmiyorum. Bencil olamamaktan… Bir şeyi yapamamanın verdiği, o müthiş çekememezlik duygusu!
Bunu zamanla öğrenebilir miyim acaba? Yani bencil olmayı, en azından bazılarına karşı…
Lise ikinci sınıfta söylediğim bir söz vardı –ya da bana söylettirilen mi demeliyim- “bencil yapamayacaksınız beni!”.
Evet, olmadım. Mutlu muyum?
Tartışılır…
Peki, yine nedir beni isyan noktasına getiren?
İnsanlar…
Peki, neden bu kadar kafama takıyorum insanları?
Görüşlerini dikkate alsam da çok önemsemiyorum ne de olsa...
Evet, bu aralar tam olarak kafama taktığım bu.
Telefonlara bir süre daha çıkmayacağım, kimseyle konuşmak istemiyorum. Tatildeyim diyorum anlamıyorlar ben ne yapayım! Benimkisi kafa tatili arkadaş, olamaz mı?
Olabilir…
Hı, bir de iş mevzusu var. Sizce ömrümü etkileyecek kararı ne kadar süre içinde vermeliyim? Yani şimdi mezunum ya, ne zaman işe başlamalıyım? Hemen? Bir ay sonra? Canım isteyince? Develer tellal olunca, pireler hâlâ pire iken?
Her neyse, üzülecek şey mir’im, insanların gerçekten ne istediklerini bulmak için zaman bulamamaları!
Neyse ne diyordum, geçeceğini bilsem de, bu aralar kıskanıyorum.
Yalancıları ve bencilleri…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder