Ne kadar da değiştirmiş zaman bizi. Bir yorgunluktur
gidiyor, akıyor zaman. Unutmuşuz yaptığımız şeyleri, verdiğimiz emekleri… O
kadar zor geliyor ki çalışmalar! Neden bilmiyorum. Oysa az çalışmadık daha
küçüklükten bu yana. Az uykusuz kalmadık eskiden de, az ağlamadık, az
yıpranmadık. Daha mutluydum sanki eskiden, bilmiyorum. Yoruluyorum. Daha
mutsuzum. Melankoli yapmıyorum uzun süredir. O yüzden olabilir mi acaba,
mutsuzluğumun sebebi? Arada bir yaptığım, rakılı-müzikli melankoli akşamları
ruhumu mu besliyordu acaba? Bilmiyorum. Yazamıyorum da eskisi gibi. Sömürülmüş
gibiyim, tüketilmiş gibiyim. Mandalinayı soyarsın, kabuğunu atarsın sonra bir
ucundan ısırır sıvıyı içine çekersin ya, sonra dış kısmını -o ince zarı- yemek
istemezsin ama çöpten uzaklaştığın için -sırf üşengeçliğinden- onu da yersin.
Yaşamak… Ne uzun bir benzetme oldu. E hayat da uzun zaten, kimseyi göresim de yok. Rutine bağladım
iyice. Zaman geçiyor, büyümek lazım! İyi böyle desem de aslında küçüldüğümü
hissediyorum. Eskiden daha çok gülerdim ben ama… İçimden lise yıllarım geçiyor
bu akşam yine. Ne bileyim, sebepsiz özledim o günleri yine. Neler yaşamışız
diye düşünüyorum, ne de çok gülmüşüz, nasıl ağlamışız… Ne tatlıymış o yıllar.
Yaşlanmış gibi konuşmaktan hoşlanmasam da, çok boş hissediyorum kendimi.
Eskiden her şeyi yapardım, her şeye de zamanım yeterdi. Ne oldu, neden
vakitsiz, isteksiz, sebepsiz hissediyorum kendimi? Sakin müzikler dinlerdim,
kafayı çekerdim, sebepsiz ağlar beş dakika sonra da gülerdim. Ruhun dinlemesi
miymiş acaba tüm bunlar. İstanbul tüketir adamı diye boşuna demiyorlar. Ve
Türkiye’de çalışmalarınızın boşuna olduğunu düşündünüz mü hiç? Ne kadar
saygısız, kültürsüz, bilgisiz, ukala bir toplum olmuşuz biz. Ne alaka dimi
şimdi? Emeğe saygı bitmiş, insanlarım ne kadar da bela okumayı sever olmuş. Memleket
meseleleri ile kafayı bozmuş değilim. Sadece boşuna emek harcadığımı
düşündürtüyor insanlar bana. Haksız mıyım? Neyse zaman geçiyor işte bir haftayı
daha ortaladık, birazdan bir şeyler içeyim diyorum. Kafamda on milyon konu, on
milyon iş, on milyon insan… özlediğim… Şöyle başımı kaldırıp gökyüzünü
izlemeyeli de çok oldu. Çimlere basmayalı da… Çok mu kaptırdık kendimizi iş güç
derken. Bitmiş 2012 de… b*k varmış gibi bitti bir yıl daha. Bakıyorum arkaya da
neler oldu 2012’de. Nerden nereye diyeyim… Boşver demeyeyim. Vazgeçtim, anane
cümlesi gibi geldi bir an. Bak sinemaya da gitmedim ne zamandır. Kafam kafam
kafam… Kafam hep güzel n’aparsın! Ben de hep güzelim, iyiyim(!) Rahat olmak
lazım adamım, gezmek lazım, yırtmak lazım, kırılmamak için bazen kırmak lazım.
Ama ben dedim, çarşamba günleri bana bir şeyler oluyor
dışarı çıkasım geliyor. Çıksaydım… Neden bu kadar çok uğraşıyorum, didiniyorum
ki? Her şey olacağına varmıyor mu zaten? Su akar yolunu bulur. Off evde de rakı
yokmuş! Çok da canım çekmişti… Ben bir volta atayım evde.
Volta dedim de… Allah kolaylık versin, dört duvar arasında
cebren ve hile ile tutulanlara. Biz yine iyiyiz şükretmek lazım. Bak yine
aklıma geldi, boşuna uğraşıyoruz abi bu ülke için! Bu ülkeye faydası
dokunanların hepsini cezalandırmadılar mı? Eee?
kusura bakma da yaşlanmışsın... O eski demokrat kalmamış içinde. atarlı, sert şukufeyi istiyoruz! Yaşla alakası yok, bence sen hiç yaşlanmadın hem:) tombiş şukufe :F
YanıtlaSilyok be ne yaşlanması, kafam güzel hep neden bilmiyorum; kaptırmışsın gidiyo gibi... fazla sertim artık, o yüzden sevmiyorum bu aralar kendimi, o yüzden yorgun hissediyorum aslında.
YanıtlaSil