14 Ağustos 2010 Cumartesi

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz…

Biliyordum bitecekti ama bu kadar erken beklemiyordum. Karmakarışık duygular içinde yine odamda bir başıma ve bilgisayarın başındayım, ne yapacağımı bilmez halde. Uyuyamamış halim, sen içerde uyurken yine uyumak istemiyor! Gözlerime benziyor hava, az bulutlu… Yağacak gibi duruyor ama yapamıyor. Güneş arada kendini gösterip kayboluyor, göz kırpıyor. Tüylerim diken diken olmuş bana mı batıyor yoksa dokunduğun yerler mi yanıyor? Karar veremiyorum, narkoz yemiş gibiyim, anlayamıyorum. Başımda öyle bir uğultu ve ağrı… İlaç içmek bile istemiyorum, sürsün istiyorum bu halim. Bu halimin de biteceğini bildiğim için dibine kadar yaşamak istiyorum. O da beklediğimden erken biter mi dersiniz?
Neredeyse, yaşadığım tüm ilişkilerin aynı yere gelip bağlanması size de ironik gelmiyor mu biraz?
Hep “sevmek” yanım ağır basarken “severken ayrılmak”ı yaşamak zorunda mıyım?
Aslında bitirmek istemedikleri ilişkiyi bitirmek isteyen insan sürüsü... En acısı da şu an kendimden şüphe ediyor olmam. Otokontrolüm devrede, hep aynı sorunla karşılaşıyorsan sorunu kaynakta aramalısın diyor mantığım, son kalan gücüyle. O kadar utanıyorum düştüğüm durumdan, o kadar aciz hissediyorum ki kendimi… Düştüğüm durumda bir şey yok esasen, birini sevdin –ki bu en güvendiğin insanlardan biri- ve sevdiğim kişiyle... Ama öyle demiyor işte ruhum; parçalanmış, unufak olmuş dinlemiyor beynimi. Beynim zaten kendinden geçmiş!
Hep mi imkânsızın peşindeyim yoksa yanlış yerlerde mi geziniyorum bilemiyorum. Kafam bedenime ağır geliyor kaldıramıyorum. Kesip atasım bile geliyor, ah yapabilsem ne âlâ!

İçimdekileri kusmasam boğulur ölür müyüm acaba?
İçimdeki denizde boğulup ölmeli miyim yoksa?
Sonum olur mu söyleyemediklerim ya da bir gün başlangıcım olur mu söylediklerim?
Sonum mu olmalı hep söylettiklerim?
Çok konuşmadan mı yaşanmalı ilişkiler, sorgular sualler bitirebilir mi her şeyi?
Ya soramadıkların yiyip bitirmez mi içini?
Yaşamayıp yarım bıraktıkların ağlamaz mı arkandan?
Hesap sormazlar mı, rüyalarında en azından?
Suçlu hissetmez misin kendini o zaman?
Sen de dönüp tekrar der misin, diğerleri gibi?
Peki, bilir misin bir daha o yola girmeyeceğimi?
Şimdiden bunları aklına getirebilir misin?
Bitmiş bir ilişkinin ardından neden diyebilir misin?
Sorgulamasını yapıp cezasını kesebilir misin?
Suçluyu bulup adil davranabilir misin?
Sana, bana, yaşanılanlara ya da yaşanmayanlara, yaşanamayacaklara dürüst davranabilir misin?
Mantık dediğin şeyi, şimdi, gerçekten kullanabilir misin?
Uzak tutabilir misin, kendini benden?
Benim iyiliğim(!) için, yaşanılanları görmezden mi gelirsin hepten?
Arkadaşım diyip gözlerimin içine bakabilir misin yeniden?
Ve son bir şey istesem;
Daha seni seviyorken çıkıp gider misin bu evden?
Acımı yaşamama,
Ağlamama,
Seni tek başıma unutmama,
İzin verir misin lütfen!

2 yorum:

  1. Küçük İskender
    ...
    Bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin,
    Kendiliğinden s*ktir olup gider zaten...
    demiş üstad.. sanırım öyle.. böyle anlarda yemeğin üstüne bir tatlı atmak gibi geliyor bana bu küçük mısralar..

    YanıtlaSil
  2. ya da bir şişe soğuk su içmek... yarasın!

    YanıtlaSil