Evet, Candan Erçetin’li gecelerim başladı. Yani yakındır tükenmem, yakındır dibe vurmam, yakındır vazgeçmem, yakındır gururumun beni ele geçirmesi. Oysa ben… Ben ve sen… Unut gitsin!
Başladı yine savaşlar. İçimden ağlamak geliyor, ağlayamıyorum. Öyle bir sıkıştım ki nefes alamıyorum, sarhoş olamıyorum, kusamıyorum. İstanbul üstüme üstüme geliyor yine. İnsanlar… O kadar kalabalıklar ki… Boşlukta yalnız olan tek benim. Sığamıyorum da zaten yere göğe!
Seni kaybetmekten bu kadar korkarken, seni kaybetmek kendimi kaybetmekten fazla zarar verir derken… Neden geldin? Gittin? Bunu neden yaptın? Bu kadar kolay mıydı? Değerim bu kadar mıydı, ben mi kendimi bir şey sandım? Ben hiç olmadım mı yoksa… Konduramıyorum sana… Sorular bitmiyor, korku peşimi bırakmıyor, sensizlik canımı acıtıyor. Anlatamıyorum sana, neden bunca inat, kime bu gururun. Bilmiyorsun bana tüm zararın! Ne var bu kadar önemli, ne var bana bile anlatamadığın? Hani diyorlar ya ‘birbirini gerçekten seven insanlar arasında sırlar olmaz’ diye… Ben tüm sırlarımı sana tüketmişken, sen niye sessizliğinle cezalandırıyorsun beni!
Sağır edici sessizlik…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder